Kategori: İÇERİK
Dergiden bazı yazılar
1918- 1923 TÜRK BULGAR İLİŞKİLERİ
Metin Edirneli 20 Temmuz 1920’de Doğu Trakya’da, Tekirdağ’da Marmara Ereğlisi’nden başlayan Yunan çıkarması 6 gün gibi kısa bir sürede sonuçlanır. Tüm Doğu Trakya, Yunan ordusunun…
TC FİLİBE BAŞKONSOLOSU SAYIN KORHAN KÜNGERÜ İLE SÖYLEŞİ
Kadriye Cesur TC Filibe Başkonsolosu Sayın Korhan Küngerü ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. Yılı kapsamında 2023 yılı boyunca düzenledikleri etkinlikler hakkında ve Filibe’de bulundukları dönemi…
EDİTÖRDEN
Kadriye Cesur Nöbettepe/Небет тепе dergisi 2024’ün 22. Kış sayısıyla beş yılı geride bırakarak altıncı yayın dönemine girmiş bulunuyor. Çok değil, ama takdir edersiniz – günümüzün…
İKİ YAZAR, İKİ AYNI KADER
Mehmet Alev Balkanlar’dan Anadolu’ya uzanan Türk edebiyatını irdelerken, bir gerçek gözümden kaçmadı. İki kadın yazar, şair ve araştırmacımızın sadece çalışmaları değil, kaderleri de tıpatıp örtüşmektedir….
KİTAP ÜLKESİ
KİTAP ÜLKESİ Basri Zilabid Çalışkan Değerli kitapseverler, bu sayımızda seyyah Evliya Çelebi’nin “kale-i metin Vidin” dediği serhat boyu Tuna’ya uzanacağız. Bir Vidinli bilginimizin hatıraları ile…
TÜRKİYE CUMHURİYETİ SOFYA BÜYÜKELÇİSİ SAYIN AYLİN SEKİZKÖK’TEN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURULUŞUNUN 100. YILINA VE NÖBETTEPE DERGİSİNİN 5. YILDÖNÜMÜNE İLİŞKİN KUTLAMA MESAJI Değerli Nöbettepe Dergisi üyeleri ve okuyucuları, Nöpettepe dergisinin 5. yılını en içten…
SELÂNİK RUBAİLERİ
FEYYAZ SAĞLAM 1. Bu şehirden tarihe bir değil, iki ulu emanet, Bu ne büyük şans Selânik, sen iki oğluna da şükret Onlar ki yeni bir…
Editörden
Kadriye Cesur PANTA RHEİ Plovdiv’de Türkçe olarak son 1934’te şair, yazar Ali Kemal Balkanlı (d. 1900, İstanbul – ö. 1992) tarafından yayımlanan Balkan Postası gazetesinden…
GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI?
Nefize Ramadan Bu yazıda 1989 göç esnasında göç etmeyerek Bulgaristan’da kalan Türklerin bu süreçten nasıl etkilendiklerini ailem ve kendi hikâyem üzerinden ve “Göçün Sosyal Bağlamda…
AHMET EMİN ATASOY
YAĞMUR ÖNCЕSİ VE SONRASI yağmur başlamadan önce sarhoş gibiydi güneş, hoyratçasına saçıyordu altın hazinesini; kavruk otlar yatışıyordu sahipsiz ölülere eş, toprak derin çatlaklarda yitirmişti sesini….