TC FİLİBE BAŞKONSOLOSU SAYIN KORHAN KÜNGERÜ İLE SÖYLEŞİ

Kadriye Cesur

TC Filibe Başkonsolosu Sayın Korhan Küngerü ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. Yılı kapsamında 2023 yılı boyunca düzenledikleri etkinlikler hakkında ve Filibe’de bulundukları dönemi değerlendirmek üzere bir mülakat gerçekleştirdik. Öncelikle bizi kırmayıp bu söyleşiye iştirak ettikleri, sorularımızı ve bir diplomatın gözünden Filibe’ye ilişkin merak ettiğimiz her şeyi samimiyetle cevapladıkları için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

TC FİLİBE BAŞKONSOLOSU KORHAN KÜNGERÜ (2024)

Kadriye Cesur: Sayın Başkonsolosum, pek değerli Korhan Küngerü, yaklaşık üç yıldır Filibe’deki görevinizin başındasınız. Bir önceki dönemde Kazakistan Aktau’da da Başkonsolos olarak görev yaptınız. Aktau’dan sonra, Ankara’da biraz soluklandınız ve akabinde Trakya’nın kadim şehri Filibe’ye geldiniz. Google hesaplarına göre Aktau ve Filibe arası mesafe 2.149,58 km. Ne hissettiniz, Filibe’ye geldikten sonra? Kültürel veya başkaca bir jet lag yaşandı mı, efendim?

Korhan Küngerü: Güney Asya, Batı Avrupa, Orta Asya bölgelerindeki diplomatik temsilciliklerimizde çeşitli unvan ve konumlarda görevlerde bulundum. Bu süre içerisinde Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’nın merkezinde görevlerim de oldu. Yoğun bir şekilde gece/gündüz demeden çalıştığımız dönemler az değildi. Dışişleri görevi bir ekip işi. Bakanlığa intisap ettiğim ilk günden bu yana bir birimin ya da bir konu hakkında çalışan bir ekibin parçası ya da başında oldum. Tereddütsüz söyleyebilirim ki, diplomatların işi hiç bitmeyen bir öğrenme ve deneyim kazanma süreci. Uzun ya da kısa süreyle olsun, her gittiğim ülke ya da şehir, aldığım her görev bilgi ve deneyim bakımından beni zenginleştirdi diyebilirim.
Filibe çok özel bir şehir. Her açıdan. Filibe’de yaşamak bu şehrin tarihinin, kültürünün, sanatının, sosyal hayatının ve temsil ettiği ya da çağrıştırdığı ne varsa onun bir parçası olmak demek. Şehre vardığınız ilk günden itibaren bu durumun ayırdına varıyorsunuz zaten. Filibe’deki tarih, kültür ve sanat mirası çok etkileyici. Şehirde ecdadımızdan yadigâr Türk/Müslüman tarih ve kültür mirası bulunuyor. Bu miras köklerimizi ilgilendiriyor ve bizler için çok değerli. Her bir parçasının en iyi şekilde muhafazasına ve iyi durumda olmalarına büyük önem veriyoruz.
Filibe Başkonsolosluğu’nun görev çevresi Filibe’yle sınırlı değil. Toplam 10 bölge bizim görev çevremizde. Sıralamak gerekirse, Filibe, Kırcaali, Hasköy, Paşmaklı, Pazarcık, Eski Zağra, Tırnovo, Gabrovo, Plevne ve Lofça. Bu şehirlerde çok sayıda soydaşımız var. Yoğun bir soydaş nüfusun yaşadığı bir coğrafyada görev yapmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorum. Türkiye Cumhuriyeti Filibe Başkonsolosu olarak yaptığım vazifenin geçmiş görevlerimden ayırt edici farkı da bu noktada. Gittiğim her yerde kardeşlerimizle buluşmak ve kucaklaşmak çok özel. Ömrüm boyunca hatırlayacağım bir deneyim. Buna en ufak bir kuşkum yok.
Filibe Başkonsolosluğu görevi şahsî ve ailevî tarihçem açısından da benim için ayrı bir önem taşıyor. Baba tarafımız Edirne kökenli. Aile tarihimizde daha da geriye gidersek, Edirne’ye 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Hasköy’den geldiklerini görüyoruz. Yani, bu topraklarla bağım sadece profesyonel anlamda değil. Gayet kişisel ve ailevî bir yandan da. Kütüğümüz halen Edirne’dedir. Allah rahmet eylesin, aile büyüklerimiz İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerimize daha sonraları gelmişler. Ben Ankara’da doğmuşum. Edirne’ye hayatımın çok ileri bir aşamasında, otuzlu yaşlarımda gelebildim. İlerleyen yıllarda her fırsatta Edirne’ye gelmeye başladım. Ancak, neden bilmiyorum, Kapıkule’den sınırı geçip, Bulgaristan’a gitmeyi aklıma getirmedim. İşimin yoğunluğundan sanırım. Dar vakitte insan daha kapsamlı geziler yapmayı pek düşünmüyor. Bu açığımı 2021 Nisan ayı itibarıyla başladığım Filibe Başkonsolosluğu görevi sayesinde kapatmış bulunuyorum. İyi ki de kapatmışım!

KC: İyi ki geldiniz! Göreve başladığınızdan bu yana Türkiye-Bulgaristan arası kültürel ve politik ilişkileri geliştirici birçok etkinliğe ön ayak oldunuz, çoğunu zaten Başkonsolosluk olarak fiilen gerçekleştirdiniz. Geçen 2023 yılı bu takvimde müstesna bir yer aldı, zira Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı hem Türkiye’de, hem Türkiye dışında coşkuyla kutlandı. TC Filibe Başkonsolosluğu olarak yürüttüğünüz faaliyetleri sizden de dinlemek isteriz. Neler söylersiniz?
K.Küngerü: Avrupa kültür başkentliği yapmış bulunan Filibe kültür/sanat alanında oldukça iddialı ve zengin bir şehir. Şehrin tarihsel birikimi kültür/sanat alanındaki güçlü iddiası bakımından çok etkili. Zengin tarihsel altyapı, kültür ve sanat alanında çalışanlara ilham vermiş.
Filibe Başkonsolosu sıfatıyla bu şehirde yaşamaya başladığım ilk günlerden bu yana etkinlikler düzenleyerek şehrin kültür/sanat hayatına katılmak ve katkı sağlamak için yoğun gayret gösterdim. Filibe de bu gayretlerimizi karşılıksız bırakmadı ve sıcak bir şekilde bağrına bastı. Başkonsolosluğumuzun kültürel/sanatsal etkinliklerinin Filibe şehrinde Bulgar dostlarımız, soydaşlarımız, resmî yetkililer, basın, STK temsilcileri ve şehir sakinleri tarafından ilgi ve beğeniyle takip edilmesinden dolayı mutluyum. Gerçekten çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Demek ki doğru zamanlamayla, doğru işleri, doğru yöntemlerle yapıyoruz diyorum.
Artık sonuna geldiğimiz 2023 bizim için çok özel bir yıl oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılını Başkonsolosluk olarak görev çevremizde çeşitli etkinliklerle idrak etmek için hazırlıklarımıza 2022 yılının sonbahar aylarından itibaren başlamıştık zaten. Ancak, ülkemizde Şubat ayının başında yaşanan acı deprem felâketinden sonra, tüm çabamızı ve mesaimizi depremden etkilenen insanlarımıza elimizden gelen yardımı Bulgaristan’daki soydaşlarımız ve dostlarımızla bir arada ulaştırmaya odakladık. 100. Yıl gündemine geri dönmemiz ise yaz ortasını buldu. Geriye dönüp baktığımda kalan süremizi 100. Yıl bakımından iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum.
100. Yıl faaliyetlerimizi yaz aylarında soydaşlarımızın ve ülkemizden paydaş kurumlarımızın katılım ve katkılarıyla Kırcaali’de yoğunlaştırdık. 1,5 aylık bir süreye yayılan etkinlik takvimimiz kapsamında, Türkçe pop konserleri, senfoni orkestrası konseri, Edirnekari ve seramik sergisi, aşure ikramı, gençler atletizm turnuvası, iş insanları çalıştayı gibi çok sayıda faaliyeti Kırcaali, Mestanlı ve Kızılağaç’ta hayata geçirdik.
Sonbahar ve kış aylarındaki etkinliklerimiz ise Filibe odaklıydı. Duayen fotoğraf sanatçımız merhum Ara Güler’in sergisi kültür/sanat çevrelerinden ve Filibe sakinlerinden büyük ilgi gördü. Balkan Akordeon Sanatçıları Buluşması’nı, Türkiye, Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’dan sanatçıların katılımıyla düzenledik. 10 Kasım’da Filibe Belediyesi Sergi Salonu’nda Atatürk’ün Sofya Günleri Sergisi’ni ve Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar Konseri’ni gerçekleştirdik. 12 Aralık’ta Filibe Kültür Evi’nde hayata geçirdiğimiz Trakya Üniversitesi Balkan Senfoni Orkestrası’nın 100. Yıl Cumhuriyet Konseri ve Objektifimizden Türkiye Fotoğraf Sergisi 100. Yıl kapsamında Filibe’deki son etkinliğimizi teşkil etti. Filibe’nin kozmopolit ortamıyla uyumlu bir seyirci ve katılımcı topluluğunun tüm etkinliklerimizi beğeniyle takip etmesi, resmi yetkililerin, basının ve Filibe sakinlerinin ilgisi memnuniyet vericiydi. Katkı sağlayan ve ilgi gösteren tüm paydaşlarımıza, dostlarımıza ve takipçilerimize teşekkür ediyorum.

KC: Çok teşekkür ederiz! Belli ki Korhan Küngerü’nün edebiyatla, sanatla ilişkisi de çok sağlam. Çocukluğunuzda hangi yazarlar size yol gösterici oldu? Bugün hangilerini okuyorsunuz? Edebiyata olan bağınızı tutku derecesine taşıyan unsurlardan söz edebilir misiniz, lütfen.
K. Küngerü: Edebiyat benim için çocuk yaşlardan itibaren bir tutkuydu. Yerli, yabancı çocuk klâsiklerini büyük bir şevkle okudum. Daha ileri yaşlarda ise yetişkinlere hitap eden klâsiklere geçtim. Klâsik edebiyata yönelik güçlü bir tutkum vardı. O eserleri okumak çocukluk ve gençlik yıllarımda sürükleyici bir filmin içinde olmak gibiydi. Merakım güçlüydü, ancak hiçbir zaman hikâyede ne olacak öğreneyim düşüncesiyle ileri sayfalara atlayıp, yazarın okuyucular için titizlikle tasavvur ettiği ve yazdığı kurguyu kendi açımdan bozmadım. Bunu yapmayı da tavsiye etmem. Klâsiklere olan tutkum hâlâ canlıdır. Modern zamanları ilgilendiren eserlerden de okuduklarım oldu. Ancak, modern edebiyat ile klâsiklere nazaran yeterince ilgilenememişimdir. Bu bir özeleştiri. İşimin yoğun olması da bu sonuçta biraz etkili. Meslekî okumalar yoğun olunca, özel ilgi alanı edebiyata daha az zaman kalıyor. Ancak, çocukluk ve gençlik hayalim olan edebiyat ve romancılık tutkusundan tümüyle vazgeçmiş değilim. Allah sağlık versin, bir gün çayımı ya da kahvemi alıp, bilgisayarın başına oturup, kendi deneyimlerim ve hayal gücümden hareketle edebî içerikli bir denemeye girişmek istiyorum. Bununla ilgili bazı tasavvurum var.

KC: Genç okurlarımız mesleğiniz hakkında bilgi edinmek isteseler, nelere değinirsiniz? Özgeçmişinizden kişisel kariyeriniz izlenebiliyor, ancak yine de bir diplomat olmak için olmazsa olmaz kriterler illâ ki vardır. Siz bunları nasıl sıralarsınız, paylaşır mısınız?
K.Küngerü: Bu konuda meslek büyüklerimizin, emekli bakanlarımızın, büyükelçilerimizin, diplomatlarımızın yazdıkları kitaplar ve hatıratlar vardır. İlgi çekici deneyimler ve meslekî dersler içerirler. O eserlere göz atmakta fayda var. Bu alana ilgi duyan genç okurlara ve diplomat adaylarına öneririm. Üzerinde söz söylenmiş, deneyimlenmiş ve dersler çıkarılmış bir konudur. Ömrüm olursa bir gün belki ben de benzer bir çabaya girişirim. Deneyimlerimi, çıkardığım dersleri, aklımda kalan, faydalanılacağını düşündüğüm hususları kaleme dökerim. Her meslek ya da uğraş alanında olduğu gibi, kıdemlilerin deneyimlerini gençlere aktarmaları önemlidir. Bunu zaten günlük mesaimiz dâhilinde yapıyoruz. İnsan temelde iki şekilde öğrenir. Deneyimleyerek ya da okuyarak. Her iki yöntem de ömür boyudur. Fark şurada ki, okumanın gözlerinizi yorması dışında bir bedeli yoktur. Deneyimleyerek öğrenmek bedel içerebilir. Dolayısıyla yaşanmış deneyimleri okumak, dinlemek her zaman faydalıdır. Diplomat adaylarına ve genç meslektaşlarımıza okumalarını, tecrübeye kulak vermelerini ve kendi deneyimlerini oluşturmalarını tavsiye edebilirim.

KC: Nöbettepe dergisini takip ettiğinizi biliyorum. Bulgaristan Türkleri edebiyatı hakkında hâlihazırdaki bilgilerinize, görüşünüze, düşüncelerinize katkısı oluyor mu?
K.Küngerü: Bulgaristan Türklerinin edebiyatı zengin ve kıymetli. İçinde bulundukları döneme dair duygu, düşünce, izlenimlerini ve tarihe not düşme gayretlerini yazdıkları eserlerde buluyoruz. Bulgaristan Türklerinin yazdıkları nesir ve şiirde Türkiye sevdası ve özlemini de güçlü biçimde hissediyoruz.
Nöbettepe dergisinin yayın hayatına başlamasının beşinci yılını yürekten kutluyorum. Beşinci yılın son sayısını (Sonbahar 2023) Cumhuriyetimizin 100. yılına ithaf ettiğiniz için de teşekkür ediyorum! Nöbettepe’nin 5. yılını idrak ettiğimiz Filibe’deki etkinlikte sizlerle birlikteydik Kadriye Hanım. Güzel ve anlamlı konuşmalar yapıldı. Derginin editörü olarak sizin son sayıdaki girizgâhınızda yaptığınız ve sürekliliği vurgulayan felsefî atıf çarpıcıydı. Bu atfınızın, Nöbettepe’nin akıp geçen beş yıl içerisinde ulaştığı yeri gösterdiğini ve kalıcı olma kararlılığına işaret ettiğini düşünüyorum. Filibe şehrinin Türkçe yayın konusundaki 83 yıllık suskunluğunu Nöbettepe dergisiyle bozmuş olması ve derginin Türkçemizin Bulgaristan’da yaşatılmasına verdiği katkı kayda değerdir. Derginin, iki dilde (Türkçe ve Bulgarca) yayın yapmasını, her iki dilde usta kalemler, edebiyatçılar ve deneyimli akademisyenlerin yanı sıra, kendine mecra arayan genç yeteneklere de yer vermesini kıymetli buluyorum. Nice beşinci yıllara Nöbettepe!

Author: nevka